20 Kasım 2010 Cumartesi

Brüksel 1.2


15.11.10 gece

Meydan gerçekten büyükmüş. Meydana açılan sokalardan birinde birşeyler yiyelim dedik..
Oturduk güzel bir yer.. Moule ( midye) yiyeceğiz..
Mariniere (marine edilmiş)  seçtik bir tane alacağız..
26 Euro idi bir tane yeter diye düşündük.
Başka şeylerde ısmalayacağız tabii ki. Kadın  garson bir kişiye servis yapmayacağını söyledi.. kalktık..
İnceden teşekkürler karşılıklı..

Brüksel 1.1

15.11.10 Pazartesi 
Amsterdam'dan öğleden sonra yola çıktık. Saat 14.30 ta. 14'te EuroLines Otobüs durağındaydık.
Bilet 16  Euro. Siyahi şöför bagajları yanımıza almamıza müsade etti. "Il est ou".. İngilizceden başka her dili konuşuyordu. Hava çok güzeldi. Sağ taraftan parlak bir güneş geliyordu. Trafik çok yoğundu. Şöför yol boyunca konuşup durdu.  Güneşten etkilendiğinden mi yoksa konuşmasından mı bir arar sıkı bir fren yapmak zorunda kaldı.





Amsterdam'dan sonra en çok park edilmiş  bisikletleri Antwerp'te gördük. Yüzlerce bisiklet...







                                                              Kuzey Tren Garı'na vardık ve Max Hotel'e kadar yürüdük..


Max Hotel
 Max Hotel'e Çek-in yapmak hemen anında olmuyor.  Herşey makine ile insansız. Pasaport tarama işinde takıldık. Pasaport büyük geldi. Neyse manuel bilgiler giriliyormuş.

Yürüyüşe çıktık. Eski Şehir merkezine doğru.








Büyük Meydan (Grand Place)

Büyük Meydan  gerçekten etkiyeci büyüklük ve genişlikte...

9 Kasım 2010 Salı

LODOS...

Arabayı park etti, motoru kapattı, anahtarı çekip almadı, frekans 95.5'ta   müthiş bir davul solosu devam ediyordu, son ataktan sonra  Dire Straits'ten Mark Knophler, "Money for Nothing" ile devreye girdi. Sileceğe kırmızıya dönüşmüş bir yaprak sıkışmıştı, onu çıkarmak gerekiyordu. Dışarda rüzgar uğulduyordu. Son yıllarda arabayı park ettikten sonra, arabadan hemen inip ofise gidesi gelmiyor bir süre arabada oturuyor, bir müzik parçasının bitmesini bekliyor yada müziğin sesini kısarak parçayı bitiriyor, ufka, uzaklara bakıyor, nehri görmeye çalışıyor, ondan sonra arabadan iniyordu. Son bir yıldır da iki çantayla işe gidip geliyordu. Birisi bilgisayardı, diğerini çoğunlukla açmıyordu bile.. Odaya girdikten sonra hemen radyoya yöneldi herzamanki gibi bir istasyon aramaya başladı, net çıkan bir istasyon zor bulunurdu. Bugün radyo cızırtısızdı ve artarda istasyonlar çıkıyordu. Birinde  bir kadın vokalist jazz söylüyordu. Galiba Norah Jones'tu.. Lodos dışarda ötüyordu. Rüzgar havayı temizlemişti...

7 Kasım 2010 Pazar

Karaağaç'ta bir pazar.. at Blacktree.


Karaağaç'ta bir pazar . at Blacktree.


  yürürken çekilenler, netlik yapılmadan,
 snapshots taken during walk without focusing

Karaağaç'ta bir pazar .at Blacktree...

...öğleden sonra yürüyüşü..
Karaağaca doğru  Meriç köprüsünden  yürümeye başladık. Saat 4'tü öğleden sonra.
Hava sıcaktı. 21 C. 7 kasım olmasına rağmen.. arabalar, insanlar.. kalabalık

 A sunday  afternoon walk in Blacktree..
we started to walk from Meriç bridge. It was 4 p.m. The weather was warm. 21 C. though it is 7th of November.. cars, people, crowded.

20 Nisan 2008 Pazar

I have decided to write in English..

I am going to use this blog to present and share some quatotions from philosophical,
 political essays which I liked